1979’da ABD’nin Washington şehrinde dünyaya gelen Rachel Corrie, Uluslararası Dayanışma Hareketi üyesiydi. Aynı zamanda ABD’li barış aktivistiydi. Üniversite son sınıfta Refah-Olympia kardeş kent uygulaması kapsamında Gazze’ye gönderildiğinde İkinci İntifada devam etmekteydi. Gazze’deyken İsrail Ordusu’nun Filistin halkının evlerini yakıp yıkmasına ve şiddet odaklı tutumlarına engel olmayı amaçladı. Fakat bütün gayretleri bir İsrail buldozeri tarafından bedeninin iki kez çiğnenmesiyle son buldu. Kafatası kırıldı, kaburgaları parçalandı ve akciğerleri delindi. Görgü tanıkları Rachel’in kasıtlı ezildiğini iddia etti fakat İsrail hükümeti ise olay, ”kaza” dedi.
Gazze’den ailesi ile iletişime mail yoluyla geçtiğini hatta bir mailinde onlara “Geri dönersem rahat edemem. Burada tüm bu yaşananları gördükten sonra bir şeyler yapmam lazım. Olympia’ya gelecek, kişisel işlerimi halledecek, burada olanları orada anlatacağım evet ama en kısa zamanda tekrar dönmeliyim.” dediğini kayıtlardan öğreniyoruz.
İnsan haklarının iyi bir savunucusu olan Corrie, daha 10 yaşındayken mezuniyet töreninde hayata dair şu ifadeleri kullanmıştır. “…Üçüncü dünya ülkelerindeki insanların da tıpkı bizim gibi düşündüğünü, güldüğünü ve ağladığını anlamalıyız. Onların bizim rüyalarımızı, bizim onların rüyalarını gördüğümüzü, onların biz, bizim onlar olduğumuzu. Benim hayalim 2000 yılında açlığı sona erdirmek! Benim hayalim yoksullara bir şans vermek!”
Vicdanın dili, dini ve ırkının olmadığını ispatlayan Corrie, tüm insanlığa iyilik adına unutulmaz mesajlar vermiştir. Rachel Corrie’nin hayata gözlerini kapadığı o günden bu yana 16 Mart, Dünya Vicdan Günü olarak anılmaktadır.
Rabia Aybüke Yavilioğlu

Leave a Reply