Filistin’in Geleneksel Kıyafetleri ve Direnişin Sembolleri | Kültürel İnceleme

Filistin’in Geleneksel Kıyafetleri ve Direnişin Sembolleri | Kültürel İnceleme

Büşra AKÇA

Filistinlilerin her yıl 7 Ekim tarihini Geleneksel Kültür Günü olarak kutladıklarını biliyor muydunuz? 

Filistinliler Nekbe Günü’nden (Filistinlilerin İsrail’in kuruluş tarihini “büyük felaket” olarak adlandırdıkları tarih) bu yana topraklarına yapılan bu işgali protesto etmek amacıyla direnişlerini; kültürlerine, müziklerine, halk oyunlarına ve geleneklerine yansıtmaya başladılar. Onlar için desenlerin ve renklerin yüklendiği anlam, en az Filistin tarihi kadar köklü olmalıydı. Bu geleneksel mirası birbirlerine aktarırken kumaşların, desenlerin ve renklerin de bir dili olmalıydı. Zira Filistin ve Kudüs konuşan taşların ülkesiydi. Orada zulme uğramış her şey bir direnişi temsil etmekteydi. 

Filistin halkı bu direnişi nesilden nesile en güzel kendi kültürlerine yansıtarak aktarabilirdi. Her yıl 7 Ekim tarihinde düzenledikleri bu etkinlikle Filistin’in kültürünü yaşatmayı amaçladılar. Kıyafetlere ve renklere işledikleri nakışlar, desenler, direnişlerini sembolize etmeye başladı. Özellikle kadınların elbiselere işledikleri desenler Filistin’in köklü tarihini simgelerken direnişlerinin de sembolü haline dönüştü. İşgalle birlikte şekillenen bu kültürel miras zaman içinde yaşanılan acılara göre değişiklik gösterdi. Özellikle “intifa,” (ayaklanma) ve “Filistin” kelimeleri direniş sembolleri olarak kadınlar tarafından yastık desenlerine ustaca işlenmeye başlandı. Günümüzde özellikle Kudüslü kadınlar işledikleri nakışlarla hem gelir elde ediyor hem de davalarını ve direnişlerini simgelemeye devam ediyorlardı. 

İlmek İlmek İşlenen Bir Mücadele 

İşgal altında halen üretmeye çalıştıkları her bir parçaya davalarını ilmek ilmek işlemeye devam eden Filistinli kadınlar renklerin anlamlarını şöyle dile getiriyor: 

“Bu desenler bu renkler bizim kimliğimizin bir parçası. Bunlar bizim kültürel mirasımız. Filistin’de eğer bir kadın nakışlı ve mavi renk kumaştan bir kıyafet giyiyorsa evli değil demektir. Eğer bir kadın nakışlı, kırmızı renkli kumaştan bir kıyafet giyiyorsa evli ve hala çocuk doğurabilir demektir. Evli kadınlar genelde canlı renklerde ve yoğun işlemeli elbiseler giyerler. Tüm bu semboller bizim kültürel mirasımız. Biz sadece bu kültürü yaşatmakla kalmıyoruz aynı zamanda kendi özgüvenimizi de bu şekilde korumaya çalışıyoruz,” diyorlar.  

Filistinli kadınlar geleneksel kıyafetlerine işledikleri nakışlarla sadece direnişi sembolize etmekle kalmayıp bu kültürel mirası yaşatmaya ve aktarmaya da gayret gösteriyorlar.  

Direnişin En Bilinen Simgesi: Kefiye 

Filistinlilerin en önemli simgelerinden biri olan kefiyenin amacıysa önceleri halkı güneşten, kumdan, soğuk hava koşullarından korumaktı. Ancak 1930’lu yıllarda İngilizlerin işgaline karşı kefiyeyi kimliklerini gizlemek için kullanmaya başladılar. İngilizler kefiyeyi yasaklamaya çalıştılar ama halk bunu toplu olarak uygulamaya başlayınca engelleyemediler. Ayrıca 1967’de Filistin bayrağının yasaklanması kefiyenin önemini, vermek istediği sosyal mesajın gücünü arttırdı. Hatta bayrağa yapılan bu hareket dünyada da yankı uyandırdı. Özellikle sol görüşlü öğrenciler ve aktivistler, savaş karşıtları sembol olarak kefiye takmaya başladılar. Kefiyenin seri olarak üretilmeye ve daha geniş kitlelere ulaşması bu şekilde oldu.  Zamanla soykırımla ve direnişle birlikte yüklendiği anlamlar halkın bir temsili haline geldi. 

Kefiyenin üstündeki desenler zamanla çeşitli kimliklere büründü. Zeytin yaprağı deseni; gücü, dayanıklılığı ve azmi simgeler. Kefiyenin üzerindeki kalın şeritler ise Filistin’den geçen ticaret yollarını; tüccarların seyahatlerini ve kültürel alışverişin uzun ve zengin tarihini temsil eder. Balık ağı deseni ise Filistinli denizciler ile Akdeniz arasındaki bağı temsil eder. Sadece Filistin kefiyesini tek başına tahlil etmek dahi bize Filistin’in tarihini, geleneklerini, kültürel mirasını ve direnişini anlatmaya yetebilir. 

Savaşla birlikte kefiyenin tüm dünyaya dabke dansıyla yayılması bunun bir halkoyunu gösterisi olmayıp Filistin halkına özgü direniş dansına dönüştüğünün de kanıtı. Bu direniş dansı tüm dünyaya halka halka yayılarak Filistin halkına destek mitinglerinde rol oynadı.  

İşgalci İsrail devleti 2021 Aralık ayında düzenlediği güzellik yarışmasında Filistin’in geleneksel kıyafetlerini mankenlerine giydirip kendi kültürüymüş gibi dünyaya tanıtmıştı. Bu durum, İsrail’in yalnızca Filistin topraklarını değil, aynı zamanda Filistin halkının binlerce yıllık kültürel mirasını da sistematik bir şekilde çalmaya çalıştığının göstergesidir. 

Filistinliler için geleneksel değerler, bugün yalnızca birer kültürel unsur olmanın ötesine geçerek; işgale karşı bir dik duruşun küresel simgeleri haline gelmiştir. Filistin halkı bir yandan topraklarını savunurken, diğer yandan kültürlerini de büyük bir kararlıkla korumaya devam ediyor. Nihayetinde bu direniş, sınırları aşan bir dayanışmayla birleşerek Filistin’in kimliğini ve özgürlük umudunu sonsuza dek diri tutacaktır. 

Leave a Reply

Your email address will not be published.