Ebu Ubeyde: Huzeyfe Abdullah el-Kahlut | PORTRE 

Ebu Ubeyde: Huzeyfe Abdullah el-Kahlut | PORTRE 

Sözle Kurulan Bir Direniş: Ebu Ubeyde ve Gazze’den İnsanlığa Ulaşan Mesaj

Gazze direnişinin en tanınan fakat en az görünen figürlerinden biri olan Ebu Ubeyde, yirmi yılı aşkın bir süre boyunca işgalci İsrail’e karşı yürütülen mücadelenin en etkili seslerinden biri oldu. Onu farklı kılan şey, görünmezliği bilinçli bir tercihe dönüştürerek sözü öne çıkarmasıydı. Bu nedenle zamanla biri olmaktan çıktı; bir çizgiyi, dili ve hafızayı temsil eden konumla şereflendi. Yüzünü göstermeyi tercih etmediği kefiyesinin ardında, kamusal alanda yankı bulan hitabet ve bilinç yönünü temsil etti.

Gerçek adı Huzeyfe Abdullah el-Kahlut olan Ebu Ubeyde, 1984 yılında Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliya Mülteci Kampı’nda doğdu. Ailesi, 1948 Filistin-İsrail Savaşı sırasında haritadan silinen el-Mecdel (Askalan) hattının sürgün hikâyesini taşıyordu. Bu zorunlu sürgün, onun kurduğu her cümlenin görünmez zeminlerinden biri oldu.

Nitekim 2005 yılında yaptığı bir açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Ben Gazze’de geçici süre ikamet ediyorum. Çoğu mücahit gibi 1948’de işgal edilen Filistin topraklarındanım. Burada geçici olarak yaşıyoruz ve topraklarımıza Allah’ın izniyle döneceğiz.” Ubeyde’nin bu sözü, kuşağın kolektif hafızasını taşıyordu: Yerinden edilmişliğin, geri dönüş arzusunun ve sabrın dili.

Gazze İslam Üniversitesi’nde dini ilimler ve tefsir alanında eğitim alan Ebu Ubeyde, kelimelerle kurduğu ilişkinin rastlantısal olmadığını erken dönemde gösterdi. Onu yakından tanıyanların ortak kanaati, sözcülüğünün uzun bir birikimin ürünü olduğuydu. İkinci İntifada’nın başladığı yıllarda, iki binli yılların hemen başında İzzeddin el-Kassam Tugayları bünyesinde görev almaya başladı. İsmini, Hazreti Peygamber’in “emin” arkadaşı, Kudüs Fatihi Ebu Ubeyde ibn el-Cerrah’a nispetle seçmesi de bu çizginin sembolik yönünü güçlendirdi.

Hamas’ın medya ve söylem hattında konumlanan Ebu Ubeyde, 2004 yılının Ekim ayında, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin kuzeyine yönelik kara saldırısı sırasında düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyunun karşısına çıktı. 2004 yılında resmen kurulan İzzeddin el-Kassam Tugayları medya ofisinin bir parçası olarak askerî sözcülük görevini üstlenen ilk ve uzun yıllar boyunca tek Hamas figürü oldu. Güvenlik gerekçesi nedeniyle nadiren kameraların karşısına çıktı. Bu sınırlı görünürlük zamanla bilinçli temsil biçimine dönüştü.

Sözcülüğü süresince yaptığı açıklamalar arasında en kritik olanlar, 2006 yılında İsrail askeri Gilad Şalit’in, 2014 yılında ise Hadar Goldin’in yakalandığını duyurduğu açıklamalardı. Bu anonslar, çatışmanın psikolojik ve siyasal dengesini etkileyen kırılma noktaları olarak hafızalara kazındı. 2008 ve 2009 yıllarında Gazze’ye yönelik Dökme Kurşun saldırıları sırasında Ebu Ubeyde’nin açıklamaları yeni bir boyut kazandı. Kent yoğun bombardıman altındayken, sergilediği dil ve tutum onu savaşın askerî seyrinin ötesinde, psikolojik dengelerini de etkileyen bir aktör hâline getirdi. Bu dönemde kullandığı dil, hamasi değil; direnç üretmeyi hedefleyen bir soğukkanlılıktı.

2014 savaşı, Ebu Ubeyde’nin sözcülüğünün sembolik yönünü daha da belirginleştirdi. Bir açıklamanın, askeri seyrin ötesinde algıyı nasıl etkileyebileceğini gösteren bir örnekti bu. Kısa konuştu. Abartıya kaçmadı. Ne söylediği kadar neyi söylemediği de anlam taşıdı. Bu istikrar, onu yalnızca Gazze’de değil, İsrail kamuoyunda da dikkatle izlenen bir figür hâline getirdi.

2021 sonrasında açıklamaları Gazze sınırlarını belirgin biçimde aştı. Konuşmaları kısa sürede farklı dillere çevrildi, küresel ölçekte karşılık buldu. Özellikle Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırılar karşısında kullandığı net dil, onu Filistin direnişinin referans seslerinden biri hâline getirdi. Kudüs, Ebu Ubeyde’nin söyleminde bir şehrin ötesinde bir vicdan eşiği ve bir sembol merkeziydi. Bu çerçeveden bakıldığında mirası, Kudüs’ü mücadelenin coğrafi sınırlarından çıkarıp siyasal ve sembolik bir merkeze dönüştüren çok katmanlı bir direniş tecrübesi olarak okunabilir.

7 Ekim 2023 Aksa Tufanı ile birlikte Ebu Ubeyde, savaşın en görünür figürlerinden biri oldu. Hamas’ın 7 Ekim saldırısı ve ardından İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı, onun kamuoyundaki görünürlüğünü en üst seviyeye taşıdı. Yaptığı açıklamalar direnişin ritmini ve kamuoyunun beklentisini belirleyen işaretlere dönüştü.

Ebu Ubeyde’nin konuşmalarından birinde sarf ettiği şu cümle, onun söyleminin özünü verir:

“Neden İslâm ülkelerinden yardım istemekte ısrar etmiyorsunuz?’ diyorlar… Biz yardımı ancak Allah’tan isteriz, O da kimi layık görürse onu vesile kılar. Zulme sessiz kalan bilsin ki, Allah onu bu zafere layık görmemiştir.”

Burada görüyoruz ki, Ebu Ubeyde’nin çağdaş İslam dünyasında ahlaki bir ölçü sunan figür olarak algılanmasının temeli tam olarak bu düşünce yapısıydı.

Kamuflaj üniforma, kırmızı kefiye ile örtülmüş bir yüz, üniformasında taşıdığı Filistin bayrağı ve omuz hizasına yükselen bir şehadet parmağı… Bu tercih, kişiyi geri çekip sözü merkeze alan bilinçli bir temsil anlayışını yansıtıyordu. Kimi bu yüzün ardında Şeyh Ahmet Yasin’i kimi İsmail Heniye’yi kimi de Yahya Sinvar’i gördü. Kırmızı kefiye, Hamas içinde uzun süredir kullanılan bir yüz örtüsüydü ve bu kullanım, 1993 yılında öldürülen ilk komutanlardan Yasir el-Nemruti ve İmad Akel’e kadar uzanan bir sürekliliği işaret ediyordu. Nitekim Muhammed Dayf da 2005 yılında yayımlanan son medya görünümünde yüzünü aynı kırmızı kefiye ile örtmüştü.

Kassâm medya aygıtını büyük bir yetkinlikle yönetip Aksâ Tufanı sürecini en etkili biçimde dünyaya aktaran Ebu Ubeyde, her konuşmasını şu cümleyle bitirirdi: “Bu bir cihaddır; sonu ya galibiyet ya şehadettir.”

30 Ağustos’ta emaneti sahibine teslim eden büyük hatipten geriye kalan, süreklilik taşıyan bir dil, ölçüsünü kaybetmeyen bir söylem ve devredilen bir hafıza bırakmıştır. Bu nedenle Ebu Ubeyde, sözle kurulan bir direnişin taşıyıcısı olarak anılacaktır. Mesaj açıktır: Direniş, isimlerle değil fikirlerle yürür ve fikirler ölmez. Kudüs için kurulan söz, yüzlerden bağımsız olarak hafızada yoluna devam eder.

Azize Zehra YILDIRIM

Leave a Reply

Your email address will not be published.