AHMED MANASRA | Portre

AHMED MANASRA | Portre

Yazan: Mislina Tatar 

Hücreye Hapsedilen Çocukluk, Vicdanın İnfazı: Ahmed MANASRA PORTRESİ 

Dünya, Ahmed Manasra’yı 2015 yılında kayda alınmış kısa bir video ile tanıdı. Yerde kanlar içinde yatan bedeni, gözlerindeki korku ve ne olup bittiğini anlamaya çalışan bakışlarıyla 13 yaşında bir çocuk…O görüntüler sadece trajik bir anın kaydı değil, uzun yıllar sürecek bir adaletsizliğin de habercisiydi. Ahmed, o günden sonra yalnızca Filistinli bir çocuk olarak kalmayacak; İsrail’in Filistinli çocuklara yönelik uygulamalarının ve Kudüs davasının, insan vicdanını sınayan sembollerinden biri hâline gelecekti. 

Ahmed Manasra, 22 Ocak 2002’de Doğu Kudüs’ün Beyt Hanina mahallesi’nde, kalabalık bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Ailesi gündelik hayatını sürdürmeye, çocuklarını büyütmeye çalışan sıradan insanlardı. Ahmed’in tutuklanması, ailesi için tam bir kırılma noktası oldu. Anne ve babası, 13 yaşındaki oğullarının yetişkinler gibi yargılanmasına karşı yıllarca sürecek bir mücadeleye mecbur bırakıldı. Çocuklarının genç bir delikanlıya dönüşünü ancak fotoğraflardan ve avukat raporlarından takip edebildiler. 

12 Ekim 2015’te Ahmed Manasra ve 15 yaşındaki kuzeni Hassan Manasra, Doğu Kudüs’teki Piskat Ziev yerleşiminde yaşanan bir olay sonrası “bıçaklı saldırı” suçlamasıyla karşı karşıya kaldılar. O gün Hassan İsrail polisi tarafından vurularak öldürüldü. Ahmed ise yerleşimcilerden birinin aracıyla çarpması sonucu ağır şekilde yaralandı. Kafatasında çatlak oluşmasına rağmen hastaneye bir çocuk olarak değil, bir zanlı olarak götürüldü ve gözaltına alındı. 

Dönemin yasalarına göre 13 yaşındaki bir çocuğun hapsedilmesi mümkün olmadığı için Ahmed’in yargılanması, 14 yaşına gelene kadar ertelendi. Ardından hakkında iki kez “cinayete teşebbüs” suçlamasıyla dava açıldı ve uzun süreli bir hapis cezasına çarptırıldı. İsrail yargısı Ahmed’i 2016 yılında “terör saldırısı” suçlamasıyla 12 yıl hapse mahkûm etti. Bu karar, işgal altındaki Doğu Kudüs’te kalıcı oturum statüsüne sahip bir çocuk için verilmiş en ağır hükümlerden biri oldu. Böylece Ahmed’in çocukluğu, cezaevinin soğuk hücreleri arasında kayboldu. 

Ahmed Manasra’nın cezaevinde geçirdiği yıllar, İsrail’in Filistinli çocuklara yönelik uyguladığı sert politikaların en sarsıcı örneklerinden biri olarak kayda geçti. Uzun süre tek kişilik hücrelerde tutuldu ve ağır psikolojik baskılara maruz kaldı. Resmi raporların şizofreni ve ağır depresyon teşhisine rağmen Ahmed, tıbbi tedavi yerine yıllarca cezaevinde tutulmaya mahkûm edildi. Avukatı Zabarka yaşananları, “İsrail makamları Ahmed’e bir çocuk gibi davranmadı. Ahmed’in davası, İsrail’in politikalarının ve sloganlarının gerçek yüzünü ortaya çıkardı. Temel hukuki normlar hiçe sayıldı; 13 yaşında bir çocuğa uygulanan ceza İsrail’de emsalsizdir” diyerek özetledi. 

2025 yılında, yaklaşık on yıl süren tutukluluğun ardından Ahmed Manasra serbest bırakıldı. Ancak tahliyesinin ardından bile üzerindeki kısıtlamalar devam etti. İsrail, onu Batı Kudüs’e ifade vermeye çağırdı ve kefaletle ev hapsine tabi tuttu. Basına açıklama yapması yasaklandı; yalnızca birinci derece yakınlarıyla görüşmesine izin verildi. 

Ahmed Manasra bugün yalnızca bir isim değil; o, çocuk yaşta suçlu ilan edilen ve çocukluğu parmaklıklar ardında tüketilen tüm Filistinli çocukların simgesi. Onun hikâyesi, bir çocuğun nasıl tutsak edildiğini değil; çocukluğunun nasıl sistemli bir biçimde elinden alındığını tüm gerçekliğiyle ortaya koyuyor. 

Bugün Ahmed başta olmak üzere, aynı kaderi paylaşan binlerce çocuk adına soruyorum. 

Vicdanlarınızın sesini daha ne kadar susturacaksınız? 

#ahmedmanasra #portre #vicdan #çocuklariçin #gazze  

Leave a Reply

Your email address will not be published.