Soykırımın Ekonomisi; Gazze ve Doğu Kudüs’te Hayatta Kalmanın Yeni Ekonomik Düzeni | KÖŞE TAŞI

Soykırımın Ekonomisi; Gazze ve Doğu Kudüs’te Hayatta Kalmanın Yeni Ekonomik Düzeni | KÖŞE TAŞI

 M. Yusuf ÇELİK

Para, piyasa, geçim kaynakları ve hane ekonomisinin yeniden şekillenmesi

Aynı gökyüzünün altında, birbirine komşu iki toprak parçası: Gazze ve Doğu Kudüs. Aslında hiç ayrılmamış tek bir hikâyenin iki durağı… Bugün pek çok uluslararası hukukçu, Birleşmiş Milletler yetkilisi ve insan hakları örgütü, İsrail’in bu topraklarda yürüttüğü süreci artık açıkça soykırım olarak adlandırıyor. Biri enkazın altında, diğeri imza ve mühürlerin arasında yürütülen aynı yok etme iradesinin iki eli. İkisinin de vardığı yer aynı: Bir halkın kendi toprağında nefes dahi alamaması. 

Anadolu’nun eski pazar yerlerinde yaşlılar hâlâ aynı sözü tekrarlar: “Aç kalan, ekmeğin kadrini bilir.” Bu yalın söz, en karmaşık ekonomi teorilerinin bile tam anlatamadığı bir gerçeği özetler: Bir toplumun asıl sınavı bollukta değil, yoklukta verilir. Ancak Gazze’de ve Doğu Kudüs’te yaşanan yokluk, doğal bir kıtlık değildir; bombalarla, ablukayla ve bekletilen imzalarla bilerek üretilen bir zulmün ekonomisidir. 

1. Ekonominin Çöküşünden Hayatta Kalma Ekonomisine;

UNCTAD’ın 2025 yılında yayımladığı rapora göre Gazze ekonomisi 2024’te yüzde 83 küçüldü; kişi başına düşen gelir 161 dolara kadar geriledi. UN News’in 2026 tarihli haberine göre bu çöküş, binlerce üniversite mezununu enformel işlere itti. Elektrik mühendisliği mezunu bir genç bugün Han Yunus’ta küçük bir baharat tezgâhının başında duruyor; muhasebeci olmayı hayal eden bir başkası ise tatlı tezgâhında çalışıyor. 

Anadolu çarşısında ustasının yanında çıraklık yapan bir gencin derdi neyse, Gazzeli bir mühendislik mezununun derdi de aynıydı: Bir gün kendi mesleğini icra edebilmek. Soykırım, bu hayali de enkazın altına gömdü. Bu tablo yalnızca bir işsizlik istatistiği değildir; bir toplumun yıllarca biriktirdiği bilginin, emeğin ve hayalin küle dönüşmesidir. Ortada bir “ekonomik daralma” değil, bombalarla durdurulmuş bir hayatın enkazı vardır. UN News’in aktardığına göre bölgede işsizlik yüzde 80’i aşmış durumda; nüfusun büyük bölümü artık kariyerini değil, yalnızca günlük ekmeğini düşünüyor. 

“Hayatta kalma ekonomisi” ifadesi bu yüzden teknik bir terim olmaktan çıkıp bir teşhise dönüşüyor. Mühendisler tezgâh açıyor, muhasebeciler tatlı satıyor, öğretmenler pazarda çalışıyor. Bir toplumun eğitip yetiştirdiği insan gücü, bombaların gölgesinde bambaşka bir hayata mahkûm ediliyor. 

2. Paranın Anlamı Değişti mi?

Bediüzzaman Said Nursî, İktisat Risalesi’nde “İsraf ise şükre zıttır” der; iktisadı, nimete karşı gösterilen bir tür vefa ve gönüllü bir ölçülülük olarak tanımlar. Onun bahsettiği tutumluluk, insanın kendi iradesiyle seçtiği bir haslettir. Gazze’de yaşanansa bunun tam tersidir: İradeyle seçilen bir iktisat değil, dışarıdan bilerek ve isteyerek dayatılan bir açlık politikasıdır. 

Burada artık kimse fiyat pazarlığı yapmıyor; herkes bulduğuyla yetiniyor. Bir tas un, bir avuç mercimek, bazen yalnızca bir kova temiz su, bir ailenin bütün gününü belirleyen tek mesele hâline geliyor. Saatlerce, kimi zaman bütün gün, bir yardım tırının gelmesini bekleyen kalabalıklar oluşuyor. Üstelik bu, güvenli bir bekleyiş değil: Yardım almak için sıraya giren insanların hedef alındığı, yardım noktalarının çatışma alanına dönüştüğü defalarca haber oldu. Para artık bir pazarlık aracı değil; yalnızca hayatta kalma ihtimalinin küçük ve kırılgan bir simgesi. Bir tencerenin yiyecekle, bir çift ayakkabının bir kap suyla değiştirildiği bu düzende insanlar, en eski ve en insani değişim biçimine dönüyor: Elindeki azıcık şeyi komşusuyla paylaşmaya. 

3. Kıtlık Piyasası ve Fiyatların Dönüşümü

Osmanlı ekonomi tarihçisi Mehmet Genç, imparatorluğun üç asırlık iktisat zihniyetini iaşecilik ilkesi üzerine kurar: Devletin en öncelikli görevi, halkın temel ihtiyaçlarını bol ve ucuz tutmaktır. İstanbul’a giden tek bir buğday gemisi bile bu yüzden devlet meselesiydi; çünkü kıtlık, doğrudan isyana açılan bir kapıydı. Bugün Gazze’de tam tersi bir tablo var: Raflarda bir avuç mal görünüyor, fakat o malın önünde bombalar var. 

Al Jazeera’nın haberine göre malların raflara dönmesi, insanların onlara erişebildiği anlamına gelmiyor; çünkü piyasanın dolu görünmesi, oraya ulaşmanın güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Ekmek almaya, un bulmaya çıkan bir insan, aynı yolda ölümle karşılaşabiliyor. BM’nin son piyasa verilerine göre gıda tüketici fiyat endeksi, soykırım öncesi seviyelerin yüzde 102 üzerinde. Al Jazeera’ya konuşan Filistinli bir ekonomist, piyasaların dolu görünmesinin gerçek bir ekonomik canlılığın kanıtı olmadığını söylüyor. Çünkü binlerce aile yalnızca işini ve birikimini değil, güvenle dışarı çıkabilme imkânını da kaybetti. Burada yaşanan bir “alım gücü düşüşü” değil, bombalarla dayatılan açlıktır. 

Kıt olan mal değil; mala ulaşmaya çalışırken hayatta kalabilme ihtimalidir. Bir çuval unun fiyatı değil, ona uzanan elin canlı kalıp kalamayacağıdır asıl mesele. Bunu bir “satın alma gücü” tablosuyla anlatmaya çalışmak, ortada hâlâ işleyen ve istatistik üreten sıradan bir ekonomi varmış izlenimi doğuruyor. Oysa burada konuşulan, resmî büyüme rakamları üreten bir toplum değil; her sabah o günü sağ çıkarıp çıkamayacağını bilmeyen bir halkın çırpınışıdır. 

4. İnsanlar Nasıl Geçiniyor?

Vaktiyle satıcıların sesleriyle, baharat kokularıyla ve insan kalabalığıyla hayat dolu olan pazar yerleri, şimdi toz, nem ve çürümüş yiyecek kokusundan başka bir şey barındırmıyor. Köy kahvehanelerinde eskiler, kıtlık zamanlarını anlatırken hep aynı noktaya varır: “İnsan, ekmeğini bulamayınca yeni bir yol bulur.” Gazze’de bugün yaşanan da budur. Resmî istatistiklerin ardında durmadan bir şeyler üreten, tamir eden ve değiştiren insanlar var: Bir yanda mühendislikten baharat satıcılığına savrulan bir hayat, diğer yanda güneş paneliyle telefon şarj ederek ya da örgü örerek geçinen aileler… Fakat bunu bir “dayanıklılık” veya “yaratıcılık” hikâyesi gibi anlatmak yanıltıcı olur. Bu, resmî ekonomi bombalarla çökertildiğinde geriye yalnızca insanların birbirine tutunmasının kaldığını gösterir. 

Batı Şeria’da da benzer bir tablo var. Burada insanların ilk derdi hayatta kalabilmek; hayatta kalanlarınki ise tarım veya inşaat gibi alanlarda yeni bir geçim kaynağı bulmak. Ekim 2023’ten sonra İsrail’in çalışma izinlerini büyük ölçüde dondurmasıyla yüz binden fazla Filistinli bir anda işini kaybetti. International Crisis Group’un raporuna göre bu, bölge ekonomisinin önemli bir bölümünün birden ortadan kalkması anlamına geliyor. 

Bu manzara bize hiç de yabancı değil. Kıtlık zamanlarında büyümüş her toplumda benzer bir refleks görülür: Resmî düzen çöktüğünde insanlar, birbirine tutunarak ayakta kalmayı öğrenir. Komşusuyla ekmeğini paylaşan, elindeki tek kazanı ona ödünç veren mahalle kültürü, bugün Gazze’nin çadır kentlerinde yeniden hayat buluyor. Fark şu ki bu defa dayanışma bir gelenek değil, zorunluluktur; bir halkın, kendisini yok etmeye çalışan güce verdiği sessiz bir cevap… 

5. Gazze’den Doğu Kudüs’e Ekonomik Baskının Başka Bir Biçimi

Doğu Kudüs’te mesele bir bomba değil, bir izindir; fakat vardığı yer aynıdır: Bir halkın kendi toprağında ekonomik bir gelecek kuramaması. 2010 ile 2014 yılları arasında Filistinlilerin yaptığı inşaat izni başvurularının yalnızca yüzde 1,5’i onaylandı. Bir iznin maliyeti yaklaşık 30 bin dolar; çoğu aile için karşılanması imkânsız bir rakam. 

İzinsiz inşa eden aileler önce on binlerce şekele varan cezalar ödüyor; yıkım kararı çıktığında ise yıkım masrafını da kendileri karşılamak zorunda kalıyor. 2025’te 260’tan fazla ev ve yapı yıkıldı. Bu, üç yıl öncesine göre yüzde 70’lik bir artışa karşılık geliyor. 

Associated Press’e konuşan Fakhri Abu Diab’ın Silwan mahallesindeki evi buldozerlerle yıkıldı. Şimdi enkazın üzerine yerleştirdiği karavanda yaşıyor ve yapılanı “hafızasını, çocukluğunu, tarihini silmeye çalışmak” sözleriyle anlatıyor. Associated Press’in aktardığı bir İsrailli izleme kuruluşunun verileri de bazı mahallelerin yıllardır görülmemiş yoğunlukta yıkım ve tahliyeyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Burada zulüm enkazın altında değil; bir izin başvurusunun bekletildiği dosyada, bir türlü imzalanmayan kâğıtta saklı. Yıkım aracı bu kez bomba değil, mühürdür. 

6. Ekonominin Geleceği Yeniden İnşa mı Yeniden Kuruluş mu?

Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’nin ortak raporuna göre Gazze’nin on yıllık yeniden inşa ihtiyacı 71,4 milyar dolar; bunun 26,3 milyar doları ilk 18 ay için gerekli. Fakat vaat edilen para henüz sahaya ulaşmadı. International Crisis Group’un belirttiğine göre siyasi kilitlenme, yeniden inşanın önünü kesmeye devam ediyor. 

Bu da “yeniden inşa” tartışmasını bir “yeniden kuruluş” tartışmasına dönüştürüyor: Kim yönetecek, hangi kurumlar aracılığıyla ve hangi çerçevede? Bu sırada Gazze’de insanlar, ne kadar mümkünse, hayatta kalmaya çalışıyor: Bir atölyenin kalıntıları arasında jeneratör onararak, örgü örerek, küçük bir tezgâhın başında durarak… 

Velhasıl ekonomi dediğimiz şey yalnızca rakamlardan ibaret değildir; bir toplumun hayatta kalma iradesinin aynasıdır. Gazze’de baharat tezgâhının başındaki bir mühendiste, Doğu Kudüs’te kendi evini yıkmak zorunda bırakılan bir babada aynı hikâye tekrar ediyor: Kaybedilen yalnızca bir gelir kaynağı değil, geleceğin ta kendisidir. Bugün bu topraklarda yaşanan, dünyanın gözü önünde işlenen bir soykırımdır. Bunu “kriz”, “çatışma” veya “insani durum” gibi yumuşatılmış kelimelerle anmak, zulmü görünmez kılar. Yapılabilecek en anlamlı iş, bu direnişi görünür kılmak; zulmü adıyla anmaktan çekinmemek ve unutulmasına izin vermemektir. 

Selam ve dua ile… 

KAYNAKÇA 

Abu Zayed, L. G. (2026, August 5). Return of goods to markets in Gaza doesn’t mean people can afford them. Al Jazeera. 

Al-Asi, O. (2026, February 27). In Gaza, when money is scarce, every choice counts: Bank, cash, or credit? Al Jazeera. 

International Crisis Group. (2026, July 17). Chokehold: Countering Israel’s grip on the West Bank economy. 

Bashir, M., Abu Aoun, T., & Moussa, O. (2026, July 28). Cashless economy forced on Gaza to detriment of Palestinians. MadaMasr. 

Mednick, S. (2026, June 10). Israel is tightening its grip on east Jerusalem with evictions and demolitions. The Washington Post. 

Nursî, S. (n.d.). On Dokuzuncu Lem’a: İktisat Risalesi. Sorularla Risale. 

United Nations. (2026, April). Economic collapse pushes highly educated Gazans into the “survival economy”. UN News. 

UN Trade and Development. (2025, November 25). UNCTAD report warns of economic collapse in the Occupied Palestinian Territory, calls for urgent reconstruction 

Leave a Reply

Your email address will not be published.