Sare Beyza AZAK
İsrail Askerlerinin Katlettiği Türk Aktivist: Ayşenur Ezgi Eygi
Dünya tarihi; kendi konfor alanını terk edip başkalarının acılarına ortak olmayı seçen ve adaleti coğrafi sınırların ötesinde arayan cesur insanların hikâyeleriyle doludur. Onlar, mazlumların uğradığı zulme sessiz kalmamayı tercih eden insanlığın ortak vicdanıdır. Bu tanım, yaşantısını adadığı mücadelesini Batı Şeria’da bir zeytin ağacının gölgesinde noktalayan Ayşenur Ezgi Eygi’nin hikâyesidir. Adalet arayışıyla geçirilmiş bir ömürdü onunki.
Ayşenur Ezgi Eygi, 27 Temmuz 1998’de Antalya’da dünyaya geldi. Henüz bir yaşındayken ailesiyle birlikte Amerika’ya yerleşti ve ömrünü burada geçirdi. Eğitim hayatını Amerika Birleşik Devletleri’nde sürdürdü. Washington üniversitesinde psikoloji eğitimiyle birlikte orta doğu dilleri ve kültürleri üzerine çift ana dal yaptı. Eygi, yalnızca akademik başarılarıyla değil, aynı zamanda insani değerleriyle de dikkat çeken bir gençti.
Uluslararası dayanışma hareketinin bir parçasıydı, sivil toplum savunucusuydu.
Amerika’daki Müslümanları bir araya getiren “Wasat” adlı toplulukta katıldığı bir etkinlikte, sertifikasına yazdığı şu sözler onun bu adanmışlığını ortaya koyuyordu: “Wasat benim için Allah’a tam teslimiyet yolculuğunda destek olmam gereken ümmettir. Birbirini doğru yolda desteklemeye adanmış bir topluluk…”
Üniversite yıllarında Filistin meselesine duyduğu ilgi arttı. İnsan hakları ihlallerine karşı taşıdığı duyarlılığı, onu Uluslararası Dayanışma Hareketi (ISM) bünyesinde gönüllü çalışmalar yapmaya yönlendirdi. Filistin’deki sivillerin yaşadığı zorlukları yerinde gözlemlemek ve barışçıl eylemlere katılmak amacıyla bölgeye gitti. Onun bu cesur adımı, genç yaşta büyük bir sorumluluk üstlenmesinin en somut örneğiydi.
“Daha fazlasını yapmamız gerek.”
Başına gelebilecek her türlü senaryoya hazırlıklı olan Eygi, mücadelesinin insanlarda bir şeyleri değiştirebileceği umuduyla direnişine devam ediyordu. Onun belki de en büyük arzusu, insanlığın üzerindeki o ölü toprağını atıp silkelenmesine vesile olmaktı. Zira izlediği, okuduğu ve tanıklık ettiği acılar onda derin bir bilinç uyandırmıştı; nitekim vefatından sadece birkaç saat önce arkadaşlarına söylediği o sözle, şahitliğin kazandırdığı farkındalıkla verilmiş net bir mesajdı: “Daha fazlasını yapmamız gerek.”
Ne yazık ki Eygi’nin hayatı; tıpkı kendisinden önce o topraklarda işgalciler tarafından katledilen Rachiel Corrie (ö. 2003) ve Tom Hurndall (ö. 2004) gibi trajik bir şekilde son buldu. 6 Eylül 2024’te Batı Şeria’nın Nablus kentinde protestolara katılmıştı ve işgalcilerin keskin nişancısı tarafından kasıtlı olarak hedef alınarak hayattan koparıldı. Henüz 26 yaşında olan Eygi’nin şehadeti dünyada büyük yankı uyandırdı. Dünyanın pek çok yerinde onun için yürüyüşler ve anma etkinlikleri düzenlendi. Masum bir aktivistin bu şekilde katledilmesi, kağıt üzerinde duran “insan hakları” beyannamelerine ne kadar yapmacık ve ikiyüzlü olduğunu bir kez daha hatırlattı. Cenazesi Didim Asri Mezarlığı’na defnedilen Eygi, ardında yalnızca bir gençlik hikâyesi değil, adalet, hürriyet ve insanlık için verilen mücadelenin sembolünü bıraktı.
Ailesi, onu şu sözlerle yâd etti: “Ayşenur, başkalarının acılarına sırtını dönemeyecek kadar büyük bir kalbe sahipti. Onun gidişi, geride kalanlar için bir adalet çağrısıdır.”

Kefiyesi ile mezun olduğu fakültesinden, kefiyesiyle uğurlandığı son yolculuğuna…
Belki de bu hayattaki en büyük başarılardan biri, zalimler tarafından kırmızı listeye alınmaktır. Ayşenur Ezgi Eygi’de tam olarak o listede yer alanlardan biriydi. Genç yaşına ve yükselttiği barışçıl sesine rağmen, işgalcilerin korktuğu bir kişi haline gelmişti.
İşgalciler, karşılarında böylesine korkusuzca duran insanların bu cesareti nereden aldığını bir türlü anlayamıyorlar. Onları yok ettiklerinde bu davadan kurtulacaklarını zannediyorlar; oysa budandıkça daha gür fışkıran, toprağa düştükçe çoğalan bir inancın varlığından habersizler. Ayşenur Ezgi, dünyanın bu adaletsiz ve zalim sistemine kafa tutan duruşuyla hepimize bir rol model, bu yolda yürüyenlerin yoldaşlarından biri oldu. Kefiyesiyle mezun olduğu fakültesinden, yine kefiyesiyle uğurlandı son yolculuğuna…
Soruyorum şimdi; nedir bunca zulme rağmen bizi hâlâ ayakta tutan şey?
Ayşenur Ezgi Eygi, genç yaşta gösterdiği cesaret ve insani değerlerle unutulmaz bir figür haline geldi. İşgale ve zulme karşı ses çıkarmak için gittiği Filistin topraklarından, insanlığın kalbinde bir özgürlük kahramanı olarak çıktı. Onun hikâyesi, adalet arayışının ve vicdani sorumluluğun sınır tanımadığını gösteriyor hepimize. Eygi’nin hayatı, gelecek kuşaklara rehber edecek ve insanlığın ortak hafızasında bir örnek olarak kalmaya devam edecek.

Leave a Reply